Sıkıntı çekiyorum diyenler

Bu yazı sizin için... sıkıntılarımızla baş edebilme yöntemini öğrenmeye çalışalım hep beraber. O en güzel nesilden...

Derdim büyük, bu sıkıntıları çekemiyorum diyenler,

Bu dünya imtihan dünyasıdır. Hanginizin daha iyi iş yapacağını ortaya koyması için hayatı ve ölümü yaratan noksanlıktan münezzehtir. Bir imtihan gider öteki gelir. Sen şu anda elindekine şikayet ediyorsun, bil ki şu sendeki sıkıntı senin çekebileceğin sıkıntıdır.

Merhametlilerin en merhametlisi seni böyle kaldıramayacağın sıkıntı içinde bırakır mı? Asla! Senin kendi nefsine bile göstermediğin merhameti sana gösteren ve her hareketini gören bilen, ve kullarına zerre miktarı bile zulmetmeyen Hayrurrahimin seni görmüyor mu? Elbette görüyor… O zaman bil ki şu sendeki senin bu imtihan içinde çekebileceğin en rahat sıkıntıdır. Kaldırılmasını istediğin bu sıkıntı giderse yerine başka bir sıkıntı gelir.. Kim demiş bu dünya rahatlık dünyasıdır diye? Her alanda iyiliklerle beraber sıkıntılar da vardır, olacaktır da.. Önemli olan o sıkıntıların seni esir almamasıdır. Sen bu dünya için yaratılmadın ki bu dünyada tüm isteklerin sorunsuz kabul olsun. Kafirlerin istekleri öyle sorunsuz kabul oluyor.. müminler için geçerli değil… E hep aradığın rahatlığı bulamayacağın halde bu çırpınma bu şikayet nedir?

Demedi mi ayette, öncekilerin başına gelenler size de gelmeyene kadar cennete gidemezsiniz diye..

Öncekiler ne çektiler peki hiç düşündün mü? Yoksa sen en kötüsünü mü çekiyorsun? Bu sıkıntıyı senden başkası çekmiyor mu, veya senden başkası daha büyük sıkıntı hiç çekmedi mi?

Hadi gel öncekilere gidelim; hani Allah’ın o en güzel örnekler olarak bize sunduğu, insanlık içerisinden çıkarılmış en hayırlı ümmetin ilklerine gidelim.. onlar ve onlara güzellikle tabi olanların cennetle müjdelendiği o güzel nesile.. sahabeye… bakalım ne çekmişler.

Risaletin beşinci yılında Allah Resulü aleyhisselatu vesselama gelip ya Resulallah bu müşriklerin işkencelerine dayanamaz oldum, bu işkenceler yetmedi mi, ne zaman bitecek diye soran Habbab bin Eret radiallahu anh’a gidelim, bakalım o ne çekmiş ve ne yapmış… acaba onun talip olduğu cennete talip olurken onun çektiklerini çekmeden gidebileceğimizi mi düşünüyoruz, bi anlamaya çalışalım!

Yanında çalıştığı demirci, ona hergün kızgın demir çubuklarla işkence yaparken bu işkencelerden dolayı gelip Allah Resulü aleyhisselatu vesselam Efendimize dert yandı. İşkencenin boyutlarının ne kadar büyük ve derin olduğunu Hz. Ömer yıllar sonra onun sırtındaki yaraları görüp öğrenince şaşırıp kalmıştı, sana bu kadar çok mu eziyet ettiler diye… O da evet, herkes Bilal’i bilirken benim çektiklerimi bir Allah bir ben biliyordum gibi bir cevap verir.

Peki böyle birine nasıl nasihat edersiniz? Yani Allah Resulü aleyhisselatu vesselam gibi nezaketli ve yumuşak davranan birinin böyle bir dertle kendisine gelen ashabına ne demesini beklersiniz?

Biz olsak, ya işte sabret geçer, bak bu günler de bitecek gibi şeyler söyleyip biraz nasihat edip yollarız.

Fakat Allah Resulü aleyhisselatu vesselam işkencelerin yaklaşık 8 yıl daha süreceğini bildiği için, o ashabına öyle sert bir şekilde cevap veriyor ki; ona, sizden öncekileri ortadan ikiye kesiyorlarken ses çıkarmıyorlardı, siz şimdi bazı eziyetler görüyorsunuz diye şikayet mi ediyorsunuz gibisinden sözlerle, Buruc suresinde anlatılan o sadece Allah’a iman ettikleri için işkence gören, yakılan, ortadan ikiye kesilerek doğranan iman sahiplerini örnek gösterdi.

Allah’u Teala 13 yıl sonra müslümanlara savaş için izin verdi. O izin yokken mecburen katlanıyorlardı eziyetlere… Bu iznin gelmesine daha 8 yıl gibi bir süre varken o halde işkence gören birine siz bu da geçer bak güzel günler gelecek diye telkinde bulunursanız, nasihat verirseniz; o da hep içi umut dolu, hemen yarın o mutlu güzel günlerin gelmesini bekleyecektir. Ancak her geciken gün o kişide bu davaya karşı güvensizlik oluşturacaktır. En sabırlı biri bile bu umutlarının yok oluşunu bir iki yıl idare edebilir, sonrası herşey yalanmış deyip çeker gider, davayı bırakır keyfine bakmaya çalışır. Bu imtihan dünyasında sıkıntı çekmektense dünyanın güzelliğini gerçek sanıp imanı terkederek mutluluğu elde edebileceğini sanar. Ve ziyana uğrayanlardan olup gider.

Fakat eğer Allah’tan gelen biriyse bu nasihati eden.. size hakikati söyler ve sizi yumuşatıp geçiştirmez, size dayanacak güç veren bilgiler iletir. O da öyle yaptı zaten, aleyhisselatu vesselam…

Habbab düşündü dedi, demek beni ortadan ikiye kesene kadar bu iş devam edecek.. ne zaman kestiler o zaman bu iş bitecek.. Zihin bu şekilde çalışmaya başlayınca yapılan her işkence küçücük görünmeye başladı. Çünkü o hep daha büyüğünü beklerken gelen eziyetler o kadar olmayınca (bizim gibiler için her ne kadar zor olsa da onun sabredebileceği seviyede olduğu için) onu müşriklerin düşündüğü şekilde etkileyemedi. Haliyle kazanan o oldu. Allah ve Resulü oldu.

Hadislerde diyor zaten sizden maddi olarak düşük olanlara manevi olarak da yüksekte olanlara bakın. İşte bizim bakış açımız böyle olursa, yani başımıza gelen sıkıntı zamanında, bizden daha kötülerini düşünebilirsek o zaman motivasyonumuz ve süreci yönetmemiz daha kolay oluyor. Çünkü hep daha kötüsünü beklerken, kendimizi daha kötüsüne hazırlarken, gelen, o şiddette olmayınca etkisini yitiriyor haliyle.

Bizden öncekiler işte böyle eziyetler ve sıkıntılar çektiler.. burda sadece birini anlatabildim, bir ayette “Peygamber ve beraberindekiler o kadar büyük sıkıntı ve zorluk çektiler ki Allah’ın yardımı ne zaman diye sormaya başladılar” diyor. Siz varın düşünün diğerlerini ve çektiklerini…

İşte bu durum bizlere yaşadığımız hayat içinde öncekiler gibi mutlaka sıkıntılarla karşılaşacağımızı ve bazen karşılaştığımız sorunların çekilemez olabileceğini hatırlatarak, öncekiler gibi sabredenlerin müjde alacağını söylüyor.

Onların yaşadıkları hikaye değil, abartı değil… birer gerçek. Ve bu gerçekler de biz nasihat alalım diye, bize örnek olsunlar diye yaşandı. Yoksa dinleyip dinleyip vah vah dememiz için değil. Kendi yaşantımıza hayatımıza uygulamamız için var bu meseleler… Ayet bunu söylüyor işte, öncekilerin yaşadıkları derken… ortada yaşanmayan bir hayat olsa/hikaye olsa nasıl diyecek öncekilerin yaşadıkları.. ya da öncekiler hep güzel hep sorunsuz yaşasalar nasıl olacak benim senin gibi dert sıkıntı bunalım çekenlerin hali..

Hiç kimse gücünün yettiğinden fazlasıyla mükellef değildir anlamındaki ayetten anlıyoruz ki başımızda ne gibi bir dert ve sorun varsa bu sorunu biz kaldırabiliyoruz diye Erhemerrahimin veriyor. Özellikle bu isme vurgu yapıyorum: Merhametlilerin en merhametlisi! Senin, annenin, babanın ve sana değer verdiğini bildiğin kim varsa onun sana gösterebileceği en büyük merhametin daha büyüğüne sahip Rahman ve Rahim olan veriyor sana bu sıkıntıyı bu derdi. O zaman bu sıkıntıda senin için benim için çok büyük lütuflar var, onu ara…

Değerli kardeşlerim, hep ısrarla vurguladığımız gibi bu dünya imtihan dünyasıdır. Bu ifadeyi lafta bırakmayıp zihnimizde hep canlı tutarsak, karşılaştığımız olayların ve durumların birer imtihan olduğunu zihnimize ve hayatımıza doğru yerleştirebilirsek, o zaman her sorun ve derdi çözebilecek yeteneğe ulaşmış olabileceğiz. Dert bu dünyada bitmeyecek, ancak ahirette, o da cennete gitmeyi Allah lutfederse bitecek.

Dert günün 24 saati her an her vakit olacak demiyorum, genel itibariyle hayatımızın bir bölümünü işgal ediyor/edecek maalesef… Böyle kaçınılmaz olduğu için şikayeti, sızlanmayı ve bunalımı bırakıp çözüm üretme ve çözüm aramaya çalışmalıyız. Şükrümüze devam ederek, sabrı ve takvayı kuşanarak hareket etmeliyiz. Yoksa halimizden durmadan şikayet edip şükretmeye vakit bulamaz hale gelebiliriz Allah korusun. Bu da o lainin dediği sözü haklı çıkarır, “onları şaşırtacağım ve sen çoklarını şükreder bulamayacaksın” dediği sözü.. Maazallah…

Biz Allah’ın kitabında söylediği ve Resulü aleyhisselatu vesselamın öğrettiği gibi başımıza gelen olaylarda daha kötü durumda olan kişileri düşünebilirsek, ve Allah’ın bize verdiği nimetleri düşünür ve konuşursak zorluğu daha iyi atlatabiliriz Allah’ın izniyle. O en güzel ve en güzelin en güzel arkadaşları, ashabı türlü türlü sıkıntılar ve dertler çekmişken, Allah da bizi, eğer bu yolda isek, onları rehber edinmişsek, mümin isek, onların çektiklerini çekmeden bu dünyanın geçmeyeceği konusunda uyarıyor…

Sana sıkıntın geçecek herşey güzel olacak demiyorum. Belki geçer belki geçmez onu Allah bilir. Ama bu önündeki mutlaka gidecek, bitecek! Ya zayıflayacak ya da başka bir imtihanla değişecek. İmtihan hep sıkıntılı zorlu şeylerle olmayacak tabiki, bizi bazen nimet vererek imtihan edecek bazen darlık vererek.. (nimet ve darlık derken sadece geçim sıkıntısı olarak maddi düşünmeyin, her türlü darlık, çözüm bulamama, manevi sıkıntılar veya başarı, makam.. vs.)  Ama sonuç olarak hep imtihanda olacaksın. Biz yine Allah Resulü aleyhisselatu vesselamın öğrettiği gibi Allah’tan afiyet ve sıhhat isteyeceğiz, musibetlerden uzak kalmayı belaların def edilmesini isteyeceğiz. Ancak imtihan gereği önümüze sorun/dert/sıkıntı/musibet geldiğinde de buna sabredeceğiz.

Sabır elini kolunu bağlayıp otur anlamında değildir. Sabır çözüm üretmektir.. isyana düşmemektir.. şükürden vazgeçmemektir.. takvadan istikametten şaşmamaktır (namazı ibadetleri terketmemektir).

Ayrıca özellikle dikkatini çekmek isterim, başına gelen bir olaya musibete sıkıntıya sabretmen; Allah’a imanı, ahirete imanı, kitaba imanı ve peygambere imanı ortaya çıkarıp ispatlıyor gördün mü… Hafife alma yani.. olay o kadar önemli… sabretmemiz imanın gereğidir de…

Meleklere iman mı? Yok unutmadım, onlar da yazıyorlar zaten.. sen bu dünyada zorluğa karşı sabretmeyi ortaya koyunca onlar da şahitlik edip yazıyorlar… E zaten kadere imanı içerdiğini söylememe gerek yok… kaderindir ki yaşadın… kaderindir ki çözümü senin eline bıraktı… Ve başınıza gelen her musibet gelmezden önce bir kitapta yazılıdır ayeti, iyi kötü her işin içinde kaderin olduğunu da gösteriyor. O takdir etti ki yaşadın, O takdir etti ki çözümü sen bulasın.

Mesele iman meselesi.. hem de 6 şartıyla bir bütün olarak…

Var mısın sabretmeye?

O zaman sana müjdeler olsun!

Nasıl buldunuz? Değerlendirmenizi bekliyoruz.
Değerlendirme için yıldızların üstüne tıklayabilirsiniz.
(Yazıyı değerlendirin.)
Loading...
Kötü Olmuş Eh İşte Ne İyi Ne Kötü Güzel Olmuş Çok Faydalı Buldum

Blogumuzdan Haberdar Olun

Lütfen bekleyiniz...
Yeni yazılarımız yayınlandığında bildirimler almak için e-posta adresinizi girin.

Fikirleriniz Bizim İçin Önemlidir