Ayet ve hadislerde kıyâmet gününün son derece dehşetli bir gün olduğu açıkça ifade edilmektedir.
Ayet ve hadislerde kıyâmet gününün son derece dehşetli bir gün olduğu açıkça ifade edilmektedir. Bu dehşetli günde Allah Rasûlu sallallahu aleyhi ve sellem, bizlere rehberlik edecek bir nevi “kurtuluş anahtarları” sunmuştur. Bu “anahtarlara” sahip olabilmek ve “hiçbir gölgenin olmadığı günde gölgelenmek” herkese nasip olmayacak muazzam bir nimettir. Ebu Hureyre’den radıyallahu anh rivayet edildiğine göre […]
19 Ekim 2026
Bir kimse en çok neyi zikrediyorsa, onunla huzur ve mutluluk duyuyor demektir. İslam’ın Müslümandan istediği, en çok Allah’ı zikretmesidir.
Hepimiz hayat boyu kalıcı bir huzur ve mutluluk ararız. İnsanın en büyük arayışı budur. Ra’d Suresi 28. ayeti bu arayışa ilâhi reçeteyi vermektedir: “Dikkat edin! Kalpler ancak Allah’ı zikretmekle huzur bulur.”[1] Ayet-i kerime geçen “zikir” kelimesi iki şekilde anlaşılmıştır: “Allah’ı zikretmeyi ifade eden herhangi bir söz ve Kur’an-ı Kerim.” Allah’ı Zikretme Olarak Zikir Bir kimse […]
14 Ekim 2026
Kuveytli İslâm davetçisi Dr. Abdurrahman Es-Sümeyt şöyle anlatıyor:
“Bir gün Afrika’da görev yaptığımız bir sağlık merkezinde, küçük çocukların tedavi edildiği bölümde bir kadının hıçkırıklar içinde ağladığını, doktora yalvarıp yakardığını duydum. Israrı ve çaresizliği beni derinden etkiledi. Doktorla konuştum. Bana şöyle dedi: “Bu kadıncağızın bebeği aslında tıbben ölü sayılır. Yaşasa bile bilinci olmayacak. Onu bakıma aldığımız çocukların arasına katmamı istiyor ama bu çocuğa harcanacak […]
9 Ekim 2026
1920 yılında Şam'da yaşanmış bir olay.
Şeyh Ali Tantavi Allah ona rahmet etsin şöyle anlatır: “Kırk yedi yıl önce, 1920 yılında Şam’da “Meyselun Savaşı” yaşandığında ve Fransızlar galip olarak Şam’a girdiğinde, hafızamda hala kazılı duran bir sahneye şahit oldum. Ortaokulun başlarındaydım ve okula gidiyordum. Silahlı üç Fransız askerinin, başörtülü Müslüman bir kadını kovaladığını gördüm. Ona sataşıyor, ellerini uzatıyorlardı; kadın dehşet içinde […]
6 Ekim 2026
Allah için sevmenin anlamı, her birimizin bir diğerini, kendisinde Allah'ın hoşuna giden şeylerin varlığı yüzünden sevmemizdir.
İslam dini, tüm ibadet ve amellerde temel gayenin Allah rızası olmasını şart koşmuştur. Eğer bu şart ihlal edilir ve herhangi bir amel Allah rızası dışında bir niyet ile yapılırsa, bu amelin Allah katında hiç bir karşılığı yoktur. Sevmek de bir amel olduğundan, bu amelin de Allah rızası için olanı makbul olacaktır. Birbirini Allah Rızası İçin […]
1 Ekim 2026
"Sana tasasıyla gelip de sevinçle ayrılmayan kim var?
Senin kapından çıkıp da inşirah bulmayan (göğsü ferahlamayan) hangi göğüs var?
مَنْ الذي جاءَكَ بكربِهِ فلمْ يَفْرَحْ؟ أيُّ صَدْرٍ صَدَرَ عن بابِكَ ولَمْ يُشْرَحْ؟ مَنْ الذي لاذَ بجنابِكَ فاشتَهَى أنْ يَبْرَحْ؟ واهاً لقلوبٍ مالَتْ إلى غيرِك، ماذا أرادَتْ؟ ولنفوسٍ تُحِبُّ الرَّاحَةَ، هلَّا طَلَبَتْ منك واستفادَتْ؟ ولعزومٍ سَعَتْ إلى مرضاتِك، ما الذي رَدَّها فعادَتْ؟ . هل نقصَتْ أموالٌ اقترَضْتَها؟ لا وحقِّكَ بل زادَتْ . سَبَقَ اختيارُكَ فَبَطُلَتِ […]
29 Eylül 2026
Hayatın gayesini unutmayan ve son nefese kadar İslam ipine sadakatle bağlanan kimse ancak Müslüman olarak can vermiş olacaktır.
وَاعْتَصِمُوا بِحَبْلِ اللّٰهِ جَمٖيعًا “Allah’ın ipine hepiniz sımsıkı yapışın…”[1] يَٓا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا اتَّقُوا اللّٰهَ حَقَّ تُقَاتِهٖ وَلَا تَمُوتُنَّ اِلَّا وَاَنْتُمْ مُسْلِمُونَ “Ey iman edenler! Allah’tan, hakkıyla sakının ve ancak Müslümanlar olarak can verin.”[2] ayet-i kerimesinin ardından gelen bu hitap, “Müslümanca yaşayıp Müslüman olarak can vermek” isteyenler için bir rehberlik sunmaktadır. “Allah’ın ipine hep birlikte […]
24 Eylül 2026
Bir kardeşinizin günaha saplandığını gördüğünüzde, onu doğru yola getirmeye, Allah’ın affından ümitvâr olmasını sağlamaya çalışınız.
Şam halkından zaman zaman yanına gelen bir adamı, Hz. Ömer radıyallahu anh göremez oldu. Çevresindekilere: “Falan zât ne yapıyor, artık görünmez oldu?” dedi. Onlar da, “Ey Mü’minlerin emiri! O kendini içkiye verdi” dediler. Ömer radıyallahu anh kâtibini çağırarak: “Yaz!” dedi ve şunları yazdırdı: “Ömer bin Hattâb’tan falan kimseye! Selam sana! Kendisinden başka ilah olmayan, günahları […]
23 Eylül 2026
“Belini büken yükünü senden alıp atmadık mı?” (İnşirah, 2-3)
وَوَضَعْنَا عَنْكَ وِزْرَكَۙ اَلَّـذٖٓي اَنْقَضَ ظَهْرَكَۙ “Belini büken yükünü senden alıp atmadık mı?”[1] اَنْقَضَ ظَهْرَكَۙ: Bu ifade “binaların yıkılması” veya “ağır bir şey yüklenildiği zaman sırttan duyulan ses” anlamlarından türemiştir.[2] Eğer biz onu üzerinden kaldırmasaydık, belin bükülürdü.[3] Ayet-i kerimede, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in tebliğ görevi sırasındaki hâli temsil (canlandırma) yoluyla bizlere bildirilmektedir. Tebliğ, Allah […]
18 Eylül 2026
Kişinin haramlara ve günahlara dalmasında ilk basamak, kalbin bozulmasıdır. Onun bozulması bütün azaların zarar görerek bozulmasına, düzgün olması da bütün uzuvların doğru olmasına sebep olur.
Kalp, başka bir organdan emir almayan âmir organdır. Ondan sonra beyin gelir. Beyin, kalbin emirlerine uyar ve bütün diğer organlara emreder. Bütün diğer organlarsa kalbin tabii amacına uygun olarak ona hizmet ederler.[1] El, ayak, göz, kulak, dil ve diğer azalar, kalbin hizmetçisidirler ve onun emrindedirler. Kalbe itaat edecek şekilde yaratılmışlardır. Asla ona muhalefet etmeye güçleri […]
17 Eylül 2026
Ömür sermayeni ya Allah’ın razı olduğu ya da Şeytan’ın razı olduğu yolda kullanacaksın. Şunu bil ki akıllı kişi nefsinin arzularına hakim olup âhiret için hazırlık yapan ve Allah’ın razı olduğu yolda ölünceye kadar devam edendir.
Değerli Kardeşim! Sana birkaç konuda nasihatim olacaktır. Umarım bunlar hayatında sana ışık tutar ve gelecekte Allah’ın razı olduğu bir kul olma yolunda devam edersin. Sevgilerin yücesi yüce Allah’adır. Bu yüzden en çok sevgiyi yüce Allah’a duy. Bu sevgini de amellerinle ispat et. Yüce Allah’tan sonra yeryüzünde en sevimli, uyulmasıyla Allah’ın hoşnut olduğu, Kur’an-ı Kerim’de ona […]
11 Eylül 2026
Allah’ın kalplerimiz üzerindeki hakkı, sahibinin çağrısına cevap vermekle olur. Kalp sahibinin çağrısına sağırlaşır ve cevap vermede tembel davranırsa, kalpte oluşacak boşluğu ne doldurabilir ki?
Namaz, Rabbimizin üzerimize belirli vakitler üzere farz kıldığı bir ameldir. Rabbimiz şöyle buyurmuştur: “… Namaz, mü’minler üzerinde vakitleri belirlenmiş bir farzdır.”[1] İmam Mâverdi rahimehullah demiştir ki: “Namazın vakitlere bağlanması bir vaktin ardından diğer bir vaktin gelmesi, kulluk duygusunu yaşatmaya ve kuldaki huzuru devam ettirmeye vesile olduğu içindir.[2] Allah’ın kalplerimiz üzerindeki hakkı, sahibinin çağrısına cevap vermekle […]
Kâmil bir mü’min, iyiliğin en ilerisini yapar, yine de bunu az görür, kusurlu yaptığını söyleyerek mazeret beyan eder. Fakat imanı kâmil olmayan ise, az bir şey yapar, onu gözünde büyütür ve hemen onu başa kakar.
“Geceleri pek az uyurlardı. Seherlerde istiğfarda bulunurlardı.”[1] Seher vakti, gecenin son üçte biri, yani gecenin bitip sabah vaktinin girmeye yaklaştığı özel bir zaman dilimidir. İnsanların çoğunluğunun uykuda olduğu bu vakitleri uyanık olarak namaz ve istiğfar ile geçirenler, bu vaktin kıymetini bilirler. Nitekim hadis-i şerifte şöyle buyurulmuştur: “Allah Teâlâ gecenin son üçte birlik bölümünde ‘Benden mağfiret […]
10 Eylül 2026
İnsan ömrü zamanla kısıtlıdır. Allah Teâlâ’nın da biz mü’minler istediği, bu kısıtlı zamanı kendi rızâsına uygun bir şekilde sürdürerek cennete girecek hal üzere olmaktır. Kişinin bu hedefe ulaşmak için elinden gelen gayreti göstermesi ve ‘cennete giden yol için kolları sıvaması’ gereklidir.
Cennete giden yolda atacağımız ilk adım, kalplerimizi ıslah etmekten geçer. Kalplerimizi Allah’ın gazabına sebep olacak her duygudan ıslah etmeliyiz ki O’nun rızâsına uygun bir hale dönüşsün. Enes İbn Mâlik’in radıyallahu anh naklettiği şu rivayet, kalbi ıslah etmenin insanı nasıl cennet ehlinden kılacağını bizlere haber vermektedir: “Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem bazı sahabesiyle birlikte otururken: “Şimdi cennet […]
4 Eylül 2026
Kur’an, Allah’ın kuluna verdikleri karşısında dünya-âhiret dengesinde yaşanan sapmaların doğuracağı neticeyi Kârun üzerinden canlı bir misalle gözlerimizin önüne sermektedir.
“Kârun, Musa’nın kavminden idi. Ama onlara karşı azgınlık etmişti. Biz ona öyle hazineler vermiştik ki, anahtarlarını güçlü-kuvvetli bir topluluk zor taşırdı. Kavmi ona şöyle demişti: Böbürlenme! Bil ki Allah böbürlenenleri sevmez. Allah’ın sana verdiği şeylerde âhiret yurdunu ara. Dünyadan da nasibini unutma. Allah’ın sana iyilik yaptığı gibi sen de iyilik yap ve yeryüzünde bozgunculuk isteme. […]
3 Eylül 2026
Allah zenginlik ve ilim konusunda insanları farklı farklı yaratmıştır.
Allah zenginlik ve ilim konusunda insanları farklı farklı yaratmıştır. Zenginlik ve ilim hususunda insanlar arasında dört mertebe bulunmaktadır. Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem dört mertebeyi ve bu kimselerin elde edeceği akibeti şöyle haber vermektedir: “Size bir hadis/söz söyleyeceğim, onu iyi belleyin: Dünya dört kişi içindir (ilim ve dünya malına sahip olmada […]
27 Ağustos 2026
Amr b. Kays el-Mulâî rahimehullâh şöyle demiştir: “Kadın, kıyâmet günü Allah’ın huzurunda kocasıyla davalaşacaktır ve şöyle diyecektir: ‘O beni ne terbiye etti ne de bana bir şey öğretti. Bana sadece çarşı ekmeği getirirdi!”
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا قُٓوا اَنْفُسَكُمْ وَاَهْل۪يكُمْ نَارًا وَقُودُهَا النَّاسُ وَالْحِجَارَةُ “Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun…”[1] Hz. Ali (ra), âyetin tefsiri hakkında şöyle demiştir: “Ailenize öğretin ve onları terbiye edin.”[2] Ayette önce kendimizin, sonra da ailemizin zikredilmesi mânidardır. Kendisini ateşten koruyacağı hususlardan habersiz bir hayat sürdürenin, […]
Güzel bir söz vardır: “İnsana dayanma ölür, ağaca dayanma çürür, Allah’a dayan O’dur bâki olan.”
İnsanın en çok ihtiyaç duyduğu şey, gece ya da gündüz fark etmeksizin muhtaç ve zayıf hâlde ona yöneldiğinde elinin boş dönmeyeceği bir Rabbinin var olmasıdır. Bu nimet, Allah’ın kullarına bahşettiği en büyük lütuflardandır. Bizler sevdiğimiz bir kimseden ihtiyacımızı karşılayacak bir iyilikte bulunmasını istesek, sevdiğimiz kimse bizi kırmayarak bu iyiliği gerçekleştirecektir. Ancak ihtiyaçlarımız artsa ve […]
20 Ağustos 2026
“Biliniz ki, mallarınız ve çocuklarınız birer imtihan sebebidir ve büyük mükâfat Allah’ın katındadır.” (Enfal, 28)
Çocuklar, Allah’ın anne babalara verdiği şükrü gerektiren bir nimettir. Unutulmamalıdır ki her nimette bir imtihan saklıdır. Her imtihanın da kazananı olduğu gibi kaybedeni de vardır. Allah Rasûlü sallallahu aleyhi vesellem, insanın hayat süresi boyunca çeşitli alanlarda, en yakını dahil herkes ile bir imtihan süreci içerisinde olacağını şöyle haber vermektedir: “Her insan, ailesi, malı, nefsi, evladı […]
“Kendi nefsi için arzu ettiği bir şeyi, din kardeşi için de arzu etmeyen kimse gerçek mümin olamaz.”
Günümüz toplumlarında yaşanan en büyük problemlerden biri şüphesiz ‘bencillik hastalığı’ ya da diğer ismiyle egoistliktir. Toplumumuzu günden güne kemiren ve sosyal ilişkilerle beraber bir çok salih ameli de beraberinde götüren bir problemdir bu. Örneğin; İslam toplumunun temel hususlarından biri olan komşuluk, bugün toplumumuzda günden güne yok olmaya yüz tutmaktadır. İnsanların dört duvar arasına sıkıştırıldığı ve […]