Halife Süleyman b. Abdülmelik döneminden şöyle bir vefa örneği anlatılır:
Huzeyme b. Bişr, Rakka bölgesinde saygın bir insandı. Cömertliği ile tanınırdı. Ama dünya hâli bu… Sonunda o, üç kuruşa muhtaç hâle gelmişti.
Daha önce sık sık katıldığı vali İkrime el-Feyyâz’ın meclislerine artık iştirak edemediği gibi halifenin sohbetlerine de katılamaz olmuştu. Zira geçim gailesiyle mücadele ediyordu. Vali, artık meclisine gelmediği için ilminden mahrum olduğu Huzeyme’yi sordu. Onun darlık içinde olduğunu söylediler.
Vali İkrime bir gece tebdili kıyafet Huzeyme’nin kapısına vardı, kapıyı çalıp kendi hesabından hazırladığı dört bin dinarı bir kese içinde Huzeyme’nin eline tutuşturuverdi. “Bununla borcunu öde, hâlini düzelt.” dedi.
Huzeyme sevinmesine sevinmişti ama bir o kadar da şaşırmıştı. Sesi titreyerek “Efendim! Sizi tanımayı bana çok görmeyin.” diyebildi. Örtüyle yüzünü kapatan bu asil adam, “Cömert insanları düştükleri yerden kaldıran biri.” deyip uzaklaştı.
Çok geçmeden Huzeyme borçlarını ödemiş, hâli vakti yerinde biri olarak ilim ve hikmet meclislerine devam etmeye başlamıştı. Halife Süleyman b. Abdülmelik ona, “Uzun süre sohbetinden bizi mahrum ettin, bunun sebebi neydi?” diye sorunca, Huzeyme olanı biteni anlattı ve “Beni, adını söylemeyen fakat cömert insanları düştükleri yerden kaldıran biri olduğunu ifade eden asil bir insan kurtardı.” dedi.
Halife, “Onun kim olduğunu bilseydin bu güzel insanı ödüllendirirdik.” demekle yetindi.
Gel zaman git zaman Huzeyme, İkrime’nin yerine Cezire’ye vali olarak atandı. Ne var ki İkrime ağır bir borç altındaydı ve alacaklıları kapıya dayanmıştı. Huzeyme, alacaklılarının şikâyeti üzerine borcunu ödeyemiyor diye İkrime’yi zincire vurdurarak zindana attırdı.
Bir ay geçmişti ki İkrime’nin hanımı dayanamayıp Huzeyme’ye bir kâğıda yazdığı notla haber gönderdi. Kâğıtta sadece “Demek ki cömert insanları düştükleri yerden kaldıran birine reva görülen buymuş.” yazıyordu. Beyninden vurulmuşa dönen Huzeyme, mahpus hâldeki İkrime’nin yanına gidip eline kapandı. “Ben senin yaptığın gibi yardımına koşmadım, n’olur beni affet!” diyerek ondan af diledi, borçlarını ödeyip onu özgürlüğüne kavuşturdu.
(Hassân Şemsi Bâşâ, İndemâ Yuşriku’s-Sabâh, Dımaşk: Dâru’l-Kalem, 1438/2017, s.60-61.)

(1 oy, 4,00/ 5)
Lütfen bekleyiniz...