Bir Anne Sevdalısı: Ebu Hureyre radıyallahu anh

Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurmaktadır: “Ana-babasına iyilik edene ne mutlu! Allah Teâlâ onun ömrünü ziyâdeleştirsin!”

            Müslüman olmadan önce adı, Abdüşşems olan Ebu Hureyre’ye bu ismin verilmesini kendisi bir rivayette şöyle anlatır:

“ … Ailemin koyunlarını güderdim. Benim küçük bir kediciğim vardı. Geceleyin onu bir ağaca koyar ve gündüz olunca da onu yanıma alır götürürdüm. Onunla oynardım. Bu yüzden bana Ebu Hureyre künyesi verildi.“[1]

            Aslen Yemenli olup, Devs Kabilesi’ndendir. H. 7 (m.629) yılında Yemenli Müslümanlarla birlikte Medine’ye gelmiş ve Hayber’de bulunan Resulullah’ın sallallahu aleyhi vesellem huzuruna giderek İslamiyeti kabul etmiştir.

Hz. Ömer radıyallahu anh zamanında Bahreyn, Muaviye radıyallahu anh zamanında da Medine valiliği yapmış olan Ebu Hureyre radıyallahu anh h.58 yılında vefat etmiştir.

Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurmaktadır: “Ana-babasına iyilik edene ne mutlu! Allah Teâlâ onun ömrünü ziyâdeleştirsin!” [2]

            “Anne ve babasına veya onlardan sadece birine yaşlılık günlerinde yetişip de cennete giremeyen kimse yazıklar olsun, yazıklar olsun, yazıklar olsun!”[3]

            Hazret-i Ayşe şöyle anlatır: Bir gün Resûlullah şöyle buyurdu: “Uyumuştum, kendimi cennette gördüm. Bir kimsenin sesini işittim, Kur’ân okuyordu.”

«–Bu kimdir?» diye sordum.

«–Bu, Hârise bin Nûmân’dır.» dediler.”

Bunu anlatan Efendimiz, sözlerine şöyle devâm etti:

“–İyilik işte böyle olur, iyilik işte böyle olur!”

Zira, “O, annesine karşı en iyi davranan bir sahâbî idi.”[4]

En çok hadis rivayet eden sahabe olan Ebu Hureyre radıyallahu anh, annesine çok fazla hürmet eder ve saygı gösterirdi. Size annesi ile bize örneklik olacak olan üç hatırasını sunuyoruz:

 BİRİNCİ HATIRA:

Ebu Hureyre radıyallahu anh şöyle anlatır:

“Annem müşrikti. Onu İslam’a davet ederdim ancak o ısrarla iman etmezdi. Bir gün yine İslam’a davet ettiğimde Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem hakkında hoşlanmadığım bazı kelimeler bana söyledi.

Ben bu durum karşısında ağlayarak Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem‘e geldim. Durumu ona bildirdim ve annemin hidayete ermesi için kendisinden dua etmesini istedim. O da, ”Allah’ım! Ebu Hureyre’nin annesine hidayet ver” diye dua etti.

Anneme aldığım bu güzel dua müjdesini haber vermek için tekrar hızlıca eve doğru yola çıktım. Eve geldiğimde kapının kapalı olduğunu buldum. Kapının arkasından su şırıltısı seslerini işittim. Annem geldiğimi anladı ve “Oğlum sen misin?” diye sordu. Ben “Evet “ cevabını verdim. Bunun üzerine giysisini giydi ve örtüye bürünmüş halde kapıyı açtı.”

Bana, ”Allah’tan başka ilah yoktur, Muhammed O’nun kulu ve Resulu olduğuna şehadet ederim” dedi.

Üzüntüden ağlayarak ayrıldığım evime şimdi sevinçten ağlayarak girdim. Bu durumu Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem‘e haber vermek için yanına gittim. O da buna sevindi. Bunun üzerine ben, ”Beni ve annemi bütün Müslümanların sevmesi için dua et” dedim. Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem, ”Allah’ım! Şu kulunu ve annesini mü’minlere sevdir” diye dua etti.  Artık yaratıl­mış hiç bir mü’min yoktu ki, beni işitsin veya görsün de benî sevmemiş olsun.[5]

İKİNCİ HATIRA:

Birgün evden çıkmış mescide giderken bir topluluk gördüm, bana: “Seni dışarı çıkaran nedir?” dediler.

Ben de: “Açlık”, dedim. Bunun üzerine onlar da: “Vallahi bizi de açlıktan başka bir şey çıkarmadı”, dediler. Hemen kalkıp Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in yanına girdik ve şöyle buyurdu: “Bu saatte sizi getiren nedir?” Durumu anlatınca, hemen bir tabak hurma istedi ve her birimize ikişer hurma vererek: “Hadi şu hurmaları yeyin ve üzerine de su için, bu ikisi bugün için size yeter”, buyurdu. Ben bir tanesini yedim, diğerini sakladım.

Bunun üzerine: ”Ey Ebu Hureyre! Onu neden kaldırdın?” buyurdu, ben de: “Annem için” deyince, şöyle buyurdu: “Sen onu da ye, annen için sana iki hurma daha vereceğiz.”[6]

İbn Şihab ez-Zühri’den şöyle bir haber de nakledilmiştir: “Ebu Hureyre radıyallahu anh annesinin bakımını üstlendiğinden dolayı o vefat edinceye kadar hacca gitmemiştir.”[7]

ÜÇÜNCÜ HATIRA:

Ebu Murre anlatıyor:

Ebu Hureyre radıyallahu anh Zülhuleyfe’de otururdu. Annesi bir evde kendisi de başka bir evde ikâmet ederdi. Evinden çıkıp gideceği zaman annesinin kapısında durup şöyle seslenirdi:

“–Allah’ın selâmı, rahmeti ve bereketi üzerine olsun ey anneciğim!” Annesi:

“–Allah’ın selâmı, rahmeti ve bereketi senin de üzerine olsun yavrum!” karşılığını verirdi. Sonra Ebu Hureyre:

“–Beni küçükken şefkatle büyütüp yetiştirdiğin gibi Allah da sana merhamet eylesin!” derdi. Annesi de:

“–Bana yaşlılığımda iyilik ve ihsanda bulunduğun gibi Allah da sana merhamet eylesin, seni hayırla mükâfatlandırsın ve senden râzı olsun!” cevabını verirdi.

Ebu Hureyre evine döndüğü zaman da aynı şeyleri yapardı.[8]

Şimdi Kardeşim!

Bu üç hatırayı hayatına bakarak  düşün.

Eğer bu konuda eksiklik varsa hayatında, bu eksikliği bir an önce gidermen gerektiğini çok iyi bil. Bu konuda da hızlı davran. Çünkü ölümün bize ne zaman geleceğini bilmiyoruz.

 “Annenin”  yanımızda bulunan “bir cennet anahtarı” ve “değerli bir hazine” olduğunu aklımızdan hiç ama hiç çıkarmayalım.

 

DİPNOTLAR

[1] Tirmizi, 4091.

[2] Heysemî, VIII, 137.

[3] Müslim, “Birr”, 9, 10.

[4] Ahmed, VI, 151-152; Hâkim, IV, 167.

[5] Müslim, 2491.

[6] İbn Sa’d, Tabakât, 4/329; Zehebî, Siyer-i A’lâmi’n-Nubelâ, 2/592.

[7] İbn Sa’d, Tabakât, 4/329.

[8] Buhârî, Edebü’l-Müfred, Hadis No: 12, 14.

Nasıl buldunuz? Değerlendirmenizi bekliyoruz.
Değerlendirme için yıldızların üstüne tıklayabilirsiniz.
(Yazıyı değerlendirin)
Loading...
Kötü Olmuş Eh İşte Ne İyi Ne Kötü Güzel Olmuş Çok Faydalı Buldum

Blogumuzdan Haberdar Olun

Lütfen bekleyiniz...
Yeni yazılarımız yayınlandığında bildirimler almak için e-posta adresinizi girin.

Fikirleriniz Bizim İçin Önemlidir