Ayet ve hadislerde kıyâmet gününün son derece dehşetli bir gün olduğu açıkça ifade edilmektedir. Bu dehşetli günde Allah Rasûlu sallallahu aleyhi ve sellem, bizlere rehberlik edecek bir nevi “kurtuluş anahtarları” sunmuştur. Bu “anahtarlara” sahip olabilmek ve “hiçbir gölgenin olmadığı günde gölgelenmek” herkese nasip olmayacak muazzam bir nimettir.
Ebu Hureyre’den radıyallahu anh rivayet edildiğine göre Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Başka bir gölgenin bulunmadığı kıyâmet gününde Allah Teâlâ, şu yedi insanı arşının gölgesinde barındıracaktır:
– Adil devlet başkanı/yönetici,
– Rabbine kulluk ederek hayat geçiren genç,
– Kalbi mescitlere bağlı Müslüman,
– Birbirlerini Allah için seven ve buluşmaları da ayrılmaları da Allah için olan iki kişi,
– Güzel ve mevki sahibi bir kadının beraber olma isteğini ‘Ben Allah’tan korkarım.’ diye reddeden adam,
– Sağ elinin verdiğini sol elinin bilemeyeceği kadar gizli sadaka veren kimse,
– Tenhada Allah’ı anıp gözyaşı döken kişi.”[1]
İnsanın yaptığı iyilik ve kötülüklerin hesabının sorulacağı ve “güneşin insanlara yaklaştırılmasıyla”[2] en sıkıntılı ve zorlu anların yaşanacağı kıyâmet gününün dehşetinden insanın sığınak yer arayacaktır. İşte bu hadis-i şerif, insana o zor anlarda sığınak olacak en temel amelleri müjdelemektedir.
- Adil Devlet Başkanı/Yönetici: İnsanlara hükmetme makamında bulunup; zulüm ve haksızlıktan kaçınarak âdil bir idareci olmak hiç de kolay değildir. Ancak adaletten sapmadan bu görevi yerine getiren kimsenin mükafatının da bir o kadar büyük olacağı haber verilmektedir.
- Rabbine Kulluk Ederek Hayat Geçiren Genç: Akranlarının gençliğin verdiği güç ve heyecanla günahlara daldığı, arzularının esiri olduğu bir dönemde hayatını kulluk ekseninde şekillendiren genç, Allah katında övgüye değer bir iş yapmış ve değerli bir makamı elde etmeye hak kazanmıştır.
Hadis-i şerifte övülen durum; gençliğin sadece bir döneminde ibadet edip sonra bunu terk etmek değil, kulluğu adeta karakterin ayrılmaz bir parçası haline getirmektir.
- Kalbi Mescitlere Bağlı Müslüman: Allah Teâlâ, “Allah’ın evi” olarak isimlendirdiği mescidi hayatının merkezinde tutan ve hayatını mescid merkezli şekillendiren bir kimseyi kıyamet gününde yalnız bırakmaz.
- Birbirlerini Allah İçin Seven, Buluşmaları ve Ayrılmaları Allah İçin Olan İki Kişi: Kişi hayatı boyunca sevgi dahil tüm duygu, düşünce ve fiillerinde Allah’ı gözettiğinde, Allah da kulunun yardıma muhtaç olduğu en zorlu anı olan kıyamet gününde yardımsız bırakmaz.
- Güzel ve Makam Sahibi Kadını Reddeden Kişi: Bir günahı işlemek için bütün şartların oluştuğu hatta onu işlemek için arada Allah dışında bir perde olmadığı sırada “Allah’tan korkma” duygusunun devreye girerek bu fiilden vazgeçmesinin mükafatı da büyük oluyor. Bir de insanın nefsine hitap eden bir güzellikte olması yanında makamına rağmen de nefsi dizginlemek hiç de kolay değildir.
- Gizlice Sadaka Veren Kimse: Gösteriş ve insanlar tarafından takdir edilme arzusuna kapılmadan hayırlar işlemek, Allah katında neyin değerli olduğunu tam olarak bilmeye bağlıdır. Bu kimse insanların övgüsü ve bilinmeyi terk etmiş, Allah’ın övgüsünü ve O’nun bilmesinin öncelikli olduğunu bilmiş kimsedir.
- Yalnızken Allah İçin Ağlayan Kimse: İnsanlar arasında ameller işlemek, onlar arasında “hayırlı, takvalı” gibi adlandırmalarla anılmaya sebep olur. Bu sözler, kişinin nefsini okşayan sözlerdir. Ancak kişinin kâmil bir Müslüman olduğunun delili, kimsenin görmediği zamanlarda ve yerlerde yaptığı amellerine bağlıdır. Nefis ve Şeytan, toplum içerisinde yapılan amellerde kişiyi riya ve kibre sürükleyebilir. “Görülme ve beğenilmenin” olmadığı yalnızken işlenen ibadetlerde ise böyle bir kaygı ortadan kalkar ve kalpteki imanın en saf hali ortaya çıkar. Gün içerisinde yaptıklarının muhasebesini günün sonun sonunda yapıp, Allah’ın razı olmadığı fiillerden dolayı pişmanlıkla dökülen gözyaşı damlası Allah katında çok değerlidir.
Son olarak; yukarıdaki hadis-i şerifte sayılan vasıflarla vasıflanmak ya da en azından biri ile olsa dahi vasıflanmaya çalışmak, her akıllı müminin işi olmalıdır.
DİPNOTLAR
[1] Buhârî, “Rikak”, 24; Müslim, “Zekat”, 91; Tirmizî, “Zühd”, 53; Nesâi, “Kudat”, 2.
[2] Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:”Kıyâmet günü güneş, kullara bir mil veya iki mil mesafede oluncaya kadar yaklaştırılacaktır. Güneş onları âdetâ eritecek ve amelleri miktarınca ter içinde kalacaklardır. Onlardan kimini topuğuna, kimini diz kapaklarına, kimini beline ter basacak, kimine de boyuna kadar gem vuracaktır.” (Bu sırada Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ağzını işaret etti.) (Tirmizî, “Kıyâmet” 2.)

Lütfen bekleyiniz...