وَوَضَعْنَا عَنْكَ وِزْرَكَۙ
اَلَّـذٖٓي اَنْقَضَ ظَهْرَكَۙ
“Belini büken yükünü senden alıp atmadık mı?”[1]
اَنْقَضَ ظَهْرَكَۙ: Bu ifade “binaların yıkılması” veya “ağır bir şey yüklenildiği zaman sırttan duyulan ses” anlamlarından türemiştir.[2] Eğer biz onu üzerinden kaldırmasaydık, belin bükülürdü.[3]
Ayet-i kerimede, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in tebliğ görevi sırasındaki hâli temsil (canlandırma) yoluyla bizlere bildirilmektedir.
Tebliğ, Allah tarafından görevlendirilen peygamberlerin asıl görevidir. Bu görevin ağırlığı ve gerekliliklerinin zorluğu ayet-i kerimde “yük” ile temsil edilmiştir. Zira toplum içerisinde saygın bir konumda yer alan bir kimse, toplumun kökleşmiş yanlışlarını düzeltme yönünde atacağı her adım karşısında mutlaka bir tepki ile karşılaşacaktır. Özellikle bulundukları toplumun önde gelen kişileri, bu duruma sözlü ve fiziksel olarak tepkiler verecektir. Böyle bir durumla karşı karşıya gelmek, bütün peygamberlerin ve İslam davetçilerinin ortak kaderidir.
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem de kavmine İslam’ı anlatma yolunda her türlü meşru yönteme başvurmuştur. Davetin doğal zorluğu yanında, insanların çoğunluğunun bu çağrıya olumsuz karşılık vermesi, aksine ona çeşitli eziyetlerde bulunmaları O’nu derinden üzmüştür. Bu durum, davet yükünün ağırlığı daha da artırmış ve ayette “belini büken” ifadesiyle karşılık bulmuştur.
Toplumu tarafından her zaman itibar edilen ve “el-emin (güvenilir)” vasfıyla anılan bir kimseye böyle bir muamelenin reva görülmesi karşsında psikolojik olarak etkilenmek elbette insanî ve doğal bir durumdur. Bazen böyle bir durumdaki kişi, “Acaba görevimi hakkı ile yerine getiremedim mi?” duygusuna da kapılabilir. Allah Teâlâ, elçisinin görevini eksiksiz yerine getirdiğini “Belini büken yükünü senden alıp atmadık mı?” buyurarak, bu duygu ve düşüncelerden onu korumaktadır.
Davet Yolunun Çağdaş Yolcularına Mesaj
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in ardından davet ve tebliğ görevini omuzlayanlar için de buradan şu mesajlar çıkarılabilir:
“Ey davetçi! Şu hakikati aklından hiçbir zaman çıkarma: İnsanlara yapacağın davette zorluklarla karşılaşmandan daha doğal bir durum yoktur. Gün geçtikçe davetin getirdiği yükümlülükler nedeniyle yükün daha da ağırlaşabilir; hatta bu yük “belini bükecek” bir seviyeye gelip ruh dünyanda derin izler de bırakabilir.
İşte o tükeniş anında şunu hatırla: Senin bu samimi hâline şahit olan Allah Teâlâ, seni görevini hakkıyla yerine getirenlerden yazıyor. Sen kıyâmet gününde öğrendiğini insanlara öğreten ve bir kimsenin hidayete ermesine vesilen olan faziletli kimselerden olarak karşılanacaksın.
Dünyanın her şeyi gibi çektiğin hüzün ve sıkıntı da geçicidir. Âhiret sevinci ise ebedidir. Bu ilâhi müjde ile sevin ve yolunda yürümeye devam et.”
DİPNOTLAR
[1] İnşirah, 2-3.
[2] İbn Cuzey, İbn Cuzey Tefsiri, Beka Yayınları, c.5, İstanbul-2023, s.552-553.
[3] Kuşeyri, Letâifu’l-İşârat (Kur’an-ı Kerim Tefsiri), İlk Harf Yayınları, c.6, 1.Baskı, 2013, s.338.

Lütfen bekleyiniz...