يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا قُٓوا اَنْفُسَكُمْ وَاَهْل۪يكُمْ نَارًا وَقُودُهَا النَّاسُ وَالْحِجَارَةُ
“Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun…”[1]
Hz. Ali (ra), âyetin tefsiri hakkında şöyle demiştir: “Ailenize öğretin ve onları terbiye edin.”[2]
Ayette önce kendimizin, sonra da ailemizin zikredilmesi mânidardır. Kendisini ateşten koruyacağı hususlardan habersiz bir hayat sürdürenin, başka kimseleri -ki en yakını olan ailesini- ateşten korumada gayret göstermesi beklenemez.
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Hepiniz çobansınız; hepiniz güttüğünüz sürüden sorumlusunuz… Erkek ailesinin çobanıdır ve sürüsünden sorumludur. Kadın kocasının evinin çobanıdır ve sürüsünden sorumludur…”[3]
Bu sorumluluk neticesinde, kişinin aile fertleri kıyâmet gününde ya kendisine hayır hususunda şahitlik edecek ya da yapması gerektiği halde yapmadığı bu sorumluluğu nedeniyle şikayetçi olacaktır.
Amr b. Kays el-Mulâî rahimehullâh şöyle demiştir: “Kadın, kıyâmet günü Allah’ın huzurunda kocasıyla davalaşacaktır ve şöyle diyecektir: ‘O beni ne terbiye etti ne de bana bir şey öğretti. Bana sadece çarşı ekmeği getirirdi!”[4]
Amr b. Kays’ın sözü, bir eşin sadece eve yiyecek (çarşı ekmeği) getirmekle sorumluluğunu tamamlamış sayılmayacağını gösterir. Maddi geçimi sağlamak kadar, eşlerin ve çocukların manevi eğitimini (terbiye ve ilim) üstlenmek de şarttır.
Abdullah b. Ömer radıyallahu anhumâ bir adama şöyle demiştir: “Oğlunu terbiye et! Çünkü sen, çocuğuna ne öğrettiğinden sorumlusun. O da sana iyilik ve itaat etmekten sorumludur.”[5]
Abdullah b. Ömer’in bu nasihati, çocukların anne-babaya itaat ve iyilik etme yükümlülüğünün olmasının yanında anne-babanın çocuğa vereceği dini terbiye ve eğitimin gerekliliğini bildirmektedir.
“Ne ekersen onu biçersin.” sözünün gerçekliğinde, sorumlulukların ihmal edildiği bir durumda sorunların hiç eksik olmayacağı bilinmelidir.
DİPNOTLAR
[1] Tahrîm, 6.
[2] Hâkim, Müstedrek, 2/494; İbni Cerîr, et-Tefsir, 28/107; Abdurrezzâk, et-Tefsir, 2/203.
[3] Buhârî, “Nikâh”, 81, 90, “Ahkâm”, 1; Müslim, “İmâre”, 20.
[4] Tefsîru’s-Sem‘ânî, 5/475.
[5] Hatîb el-Bağdâdî, el-Fakîh ve’l-Mütefakkih, s. 176

Lütfen bekleyiniz...