
Beydavi rahimehullah niyeti şöyle tanımlar: “Niyet, hali hazırda veya gelecekte, fayda getireceğini veya zararı uzaklaştıracağını gördüğü bir amaca kalbin yönelmesini ifade eden bir ibaredir. Şeriat bunu Allah Teala’nın rızasının istendiği bir fiile yönelmeye has kılmıştır.”[1]
Niyet; “kişinin bir işi yapmaya karar verip, kalbinde o işi yapacağı düşüncesinin belirlenmesiyle meydana gelen bir kast ve azimdir.”
İslam’a göre kişiye ameli niçin yaptığının bilincini veren niyet, amel etmekten önceliklidir. “Azimle niyeti düzelt.” sözünde belirtildiği gibi amelden önce niyeti düzeltmek gerekir.
Amellerin Allah katındaki değer ölçüsü, öncesinde kişinin yapmak istediği ameli yapmaktaki niyetidir. Zira amelde niyet, o amelin kabul şartıdır. Bu hususu Yahya bin Ebu Kesir rahimehullah şöyle ifade eder: “Niyet etmeyi öğrenin. Çünkü niyet, amelden daha önemlidir.”[2] İbnu’l-Cevzî rahimehullah şöyle derdi: “Kardeşlerim! Niyetlerin ıslahı çerçevesinde bir araya gelin. İnsanlara beğendirmeyi bırakın.”
İslam âlimlerinin “niyet hadisi” olarak belirttiği hadiste niyetin ameller üzerindeki etkisi açık bir şekilde belirtilmiştir: “Ameller ancak niyetlere göredir. Kişi için ancak niyet ettiği vardır. Kimin hicreti elde edeceği dünyalığa veya evleneceği kadına ise onun hicreti de hicret ettiği şeyedir.”[3]
İlim ehlinden bir çoğu kitaplarının başlangıcını bu hadisle yapmışlardır. Örneğin; İmam Buhâri rahimehullah Kur’an’dan sonra en sahih kaynak olarak nitelendirilen ‘Sahîh’ isimli kitabının girişini bu hadisle yapmıştır. İmam Nevevi rahimehullah bu hadis hakkında şöyle der: “Bu hadis, imanın temel kâidelerinden ve sâbit rukünlarından biridir.” İmam Şâfii rahimehullah da “Bu hadis ilmin üçte biridir.” demiştir.
“Her kişi için ancak niyet ettiği vardır” buyruğu hakkında İbn Receb el-Hanbeli rahimehullah şöyle der: ” Amellerin salih ve fâsid olması, makbul veya merdud olması, mükâfata mazhar olması ya da olmaması niyetlere bağlıdır… Kişinin amelinden ancak niyet ettiğini alacağını haber vermektedir. Eğer hayır niyet ederse hayır elde eder, şer niyet ederse şer bulur.”[4]
Hadis-i şerifte kişinin Allah’a yaklaştıracak nice amelleri işlemiş olsa da bu amelleri işlemedeki niyetinin, o ameli geçerli ya da geçersiz kılacağı ve Allah’a yaklaştıracak ve O’nun katında geçerli olacak amellerin değer ölçüsünün de açık bir şekilde niyete bağlı olduğu belirtilmiştir. Abdullah ibn Mübarek rahimehullah, “Nice küçük ameli niyetler yüceltmiştir, nice büyük ameli de niyetler küçültmüştür” diyerek, bu gerçeğe dikkat çekmiştir.
Salihlerden birisi şöyle demiştir: “Kim bir şey yaparsa, yaptığı şey ne kadar küçük olursa olsun, muhakkak yaptığı o şey için soruşturma açılır ve ona: “Niçin bunu yaptın, nasıl yaptın, kim için yaptın?” diye sorulur.
Alimlerimiz niyetin ameldeki yerini bildirdiklerinden kendilerinden tavsiye istendiğinde “işlerinde niyete önem vermelerini” tavsiye etmiştir.
Sahih ve salih bir niyete muvaffak kılınan kimsenin bunu en değerli bir hazine kabul etmesi ve korumak için azami gayret sarf etmesi gerekir. Zira salih niyet gibi değerli hazinelerin hırsızları hem çok hem de sinsidirler. Halis niyetini bu sinsi hırsızlara kaptırmamak için sürekli uyanık ve tetikte bulunmalıdır.[5]
Süfyan-ı Sevri rahimehullah şöyle demektedir: “Niyetimi tashih etmekten daha zor bir işe girişmiş değilim. Çünkü niyetim sürekli değişip durmaktadır.” Yûsuf b. Esbât rahimehullah ise şöyle demektedir: “Halis niyeti fâsid niyetten ayıklayıp muhafaza etmek, amel edenler için uzun bir süre yorularak ibadet etmekten çok daha zordur.”
Hadis-i şerifin rehberliğinde bir hayat sürdürmeyi, konuşmasından susmasına, yemesinden içmesine niyeti hayatının bütün alanlarına yansıtmayı kendilerine düstur edinen kimseler de olmuştur. Onlardan biri Abdurrahman b. Yazid en-Nehai rahimehullah’tır. Tabiin döneminin büyük alimlerinden İbrahim en-Nehai rahimehullah onun hakkında şöyle der: “Tabiinlerden Abdurrahman b. Yazid en-Nehai niyet etmeden hiçbir iş yapmazdı. Öyle ki su içerken bile niyet ederdi.”
Abdülkadir Geylânî rahimehullah oğluna yaptığı bir nasihatinde şöyle der: “Ey oğul! Konuştuğun zaman halis bir niyetle konuş. Bir şeyi işlemeden önce salih bir niyete sahip bulunmayan kişinin ameli yok demektir.”
Niyet muhasebesini her zaman yapmalıyız.
[1] Suyuti, “Munteha’l-Âmal”, s.86.
[2] Ebu Nuaym, Hilyetuʼl-Evliya, III, 70.
[3] Buhârî, “Kitabu’l Vahy”, 1; Müslim, “İmare”, 155; Ebu Dâvud, “Talak”, 11.
[4] İbn Receb el-Hanbeli, Câmiu’l-Ulûmi ve’l-Hikem, 1/68.
[5] Mahmut Varhan, İslam’da Ticaret Ahlâkı ve Helal Kazanç Ölçüleri İkinci Esas: Ticarette Niyeti Tashih Etmek, Nebevî Hayat Dergisi, Yıl:4, Sayı:34, Eylül 2015, s.4-9.

Lütfen bekleyiniz...