Allah’ı inkâr edenlerin gerçeği görmezden geldiğini anlatan bu sözler, insanın hem evrende hem kendi içinde açık işaretler taşıdığını hatırlatır.
Allah’ı inkar etmenin imkansız olduğu, inkar edenlerinde sırf içlerinde besledikleri inkar saplantısı olduğu apaçık bir gerçektir.
İbnu’l Cevzi rahimehullah şöyle diyor: “İnsanın hiç bir yapı olmayan bir yerden geçtiğini düşünelim. Tekrar dönüşünde o geçtiği yerde bir binanın olduğunu görse bu binayı muhakkak bir yapanın olduğunu bilmez mi? Elbet bilir. Peki adeta döşenmiş bu araziler, yükseltilmiş gökler ve acaip yapılar, hikmetle akıp giden kanunlar bir yaratıcının varlığına delalet etmez mi?”
En küçük ayrıntıdan en büyük düzene kadar her şey, insanı inkârdan uzaklaştırıp hakikate yönlendiren güçlü bir işarettir.
Yaratılıştaki düzeni ve insanın bedenindeki incelikleri düşündüğümüzde, her şeyin bir yaratıcının varlığını gösterdiği açıkça ortaya çıkar.
İnsan bedeninde öyle ince şeyler ve hikmetler vardır ki, onları saymak kitaplara sığmaz. Şöyle bir düşünelim; ağza giren lokmayı ön dişlerin parçalaması, azı dişlerinin onu öğütmesi, dilin çiğnenen lokmayı evirip çevirmesi, midenin gelen yemekleri içine alıp onu parçalara ayırması ve eritmesi sonra da her organın gıda ihtiyacını karşılayacak oranda göndermesi bir yaratıcının varlığına delil değil mi? Çalışabilmesi için parmakların açılıp kapanır olması, çok çalışmalarına rağmen parmakların kurumaması (çünkü kurursa sert bir şeye çarptığında kırılır), bazılarının uzun, bazılarının ise kısa olması ve hepsinin kapandıklarında aynı eşitlikte olmaları bir yaratıcının varlığına delalet etmez mi?”

Lütfen bekleyiniz...