“Sevdiğiniz şeylerden infak etmedikçe asla ‘birr’e (iyiliğe) eremezsiniz. Her ne infak ederseniz Allah onu hakkıyla bilir.”[1]
İnfak; bir Müslümanın en büyük gayesi olan “Allah rızasına” erişmek uğrunda, “Allah’ın emanet” verdiği maldan ihtiyaç sahiplerine ve ihtiyaç duyulan yerlere harcama yapmaktır.
Yüce Rabbimiz, “Siz malı da çok seviyorsunuz.”[2] buyurarak, kişinin mala olan fıtrî düşkünlüğüne işaret eder. Bu hâlin doğurabileceği kötü sonuçlar meydana gelmeden, kişi infak etme yoluyla doğru bir yol izleyebilir. “…Kim nefsinin cimriliğinden korunursa işte onlar kurtuluşa erenlerdir.”[3]
Kişi sahip olduğu malın az bir miktarını hayırlı işler için harcamak isteyecek olsa nefsi devreye girmiş ve ona bu davranışı hep ertelettirmiştir. Malının eksileceğini, böyle harcamalara devam ederse fakir duruma düşeceğini fısıldayarak onu korkutmuştur.
Kişi nefsine uymaz da sırf ahiret kazancı elde etmek için yine de bu malı vermeye kararlı davranırsa o zaman da nefsi bu sadakayı olabildiğince azaltmaya çalışmıştır. Eğer yine nefsine uymaz ve sadakayı bolca verirse, sürekli ona “malın eksildi” diye fısıldayarak aynı şeyi tekrar yapmamasını sağlamaya çalışmıştır.[4]
Ayet-i kerîme nâzil olduğunda ashâb-ı kiram arasında en sevdiklerinden verme hususunda büyük bir infak yarışı başladı.
Ebu Talha radıyallahu anh da bu infak yarışında yerini aldı. Mescid-i Nebevi’ye yakın, içinde 600 hurma ağacı bulunan kıymetli bir bahçesi vardı ve burayı pek severdi.
Enes b. Mâlik radıyallahu anh anlatıyor:
Ebu Talha, Medine’de hurmalık mal bakımından Ensar’ın en zengini idi. Kendisine malların en sevgilisi de Beyruhâ (denilen bağı) idi. Beyruhâ, Mescid’in karşısında idi. Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem de Beyruhâ’ya gider ve onun içindeki (kuyunun) güzel suyundan içerdi.
“Sevdiğiniz şeylerden infâk edinceye kadar asla iyiliğe eremezsiniz. Her ne infâk ederseniz, şüphesiz Allah onu bilir.”[5] ayeti inince, Ebu Talha kalkıp doğru Rasûlullah’a geldi de: “Ya Rasûlallah, yüce Allah: “Sevdiğiniz şeylerden infâk edinceye kadar asla iyiliğe eremezsiniz…” buyuruyor.
Bana, malımın en sevgili olanı ise Beyruhâ’dır. O, Allah için sadakadır. Bu sadakanın hayrını ve onun Allah katında bir âhiret azığı olmasını umut ediyorum. Bu bağımı Allah’ın Sana gösterdiği münasip şekilde sarf et”, dedi.
Bu söz üzerine Rasûlullah: “Ne hoş! İşte bu, kazançlı bir maldır. Ben, senin söylediğin sözü işitmişimdir. Ben, bu bağını yakınlarına tahsis etmeni uygun görüyorum.” buyurdu.
Ebu Talha da: “Ya Rasulallah, ben de Senin arzun gibi yaparım”, dedi.
Ebu Talha, Beyruhâ’yı yakınları ve amcaoğulları arasında taksim etti.[6]
DİPNOTLAR
[1] Âl-i İmrân, 92.
[2] Fecr, 89/20.
[3] Teğâbûn, 64/16.
[4] Haris el-Muhasibi, Tevbenin İlk Adımı, İlk Harf Yayınevi, 1. Baskı, İstanbul-Mayıs 2012, s.12.
[5] Âl-i İmrân, 3/92.
[6] Buhârî, Kitabu’z-Zekât, 63; Müslim, Kitabu’z-Zekât, 42-43; Ebu Davud, 1689; Nesâî, 3584; Tirmizî, 3182; Mâlik, Muvatta’, Kitabu’s-Sadaka, 2; Ahmed b. Hanbel, Müsned, 21407; İbn Hibbân, Sahih, 3340.

Lütfen bekleyiniz...