Günümüz toplumlarında yaşanan en büyük problemlerden biri şüphesiz ‘bencillik hastalığı’ ya da diğer ismiyle egoistliktir. Toplumumuzu günden güne kemiren ve sosyal ilişkilerle beraber bir çok salih ameli de beraberinde götüren bir problemdir bu. Örneğin; İslam toplumunun temel hususlarından biri olan komşuluk, bugün toplumumuzda günden güne yok olmaya yüz tutmaktadır.
İnsanların dört duvar arasına sıkıştırıldığı ve adeta yalnızlığa gömüldüğüne şahit oluyoruz. Bunun en temel nedenlerinden biri paylaşma duygusunda yaşanan büyük eksikliktir.
İslam dini ferdiyetçiliği ve bencilliği reddederek Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in şu asırlar üstü sözü üzerine bina edilmiş bir dindir: “Kendi nefsi için arzu ettiği bir şeyi, din kardeşi için de arzu etmeyen kimse gerçek mümin olamaz.”[1]
Bu hususta çok dikkat çekici iki örneği size sunalım:
Beyhakî, İmam Nafi’ den şöyle naklediyor: “Abdullah b. Ömer radıyallahu anh hastalanmıştı. Üzümün ilk çıktığı mevsimde üzüm yemeyi arzu etmişti. Hanımı Safiye, hizmetçisini üzüm almaya gönderdi. Hizmetçi, bir dirheme bir salkım üzüm satın aldı. Onun üzüm aldığını gören bir dilenci, hizmetçiyi eve kadar takip etti. Hizmetçi eve girince dilenci kapıyı çaldı. Hasta yatağında yatan Abdullah b. Ömer radıyallahu anh, “Bu üzüm salkımını dilenciye verin. Bu üzüm salkımını dilenciye verin” dedi.[2]
Hasta yatağında ve belki de birazdan ruhunu Rahman’a teslim edecek olan Abdullah b. Ömer’in kendi nefsini canı çektiği halde diğer kimseye tercih etmesi ne muazzam bir örnektir.
Bir diğer olay ise şöyledir: Almanya’da henüz Müslüman olmayan bir Hıristiyan, Müslüman arkadaşlarının evine misafir olur. Müslümanlar kısa bir şekilde nasihatleştikten sonra bir kimse ikram için mutfağa gider ve ikram edeceği üzümlerin güzel olanlarını bir tabağa, bunun dışında kalanlarını da diğer bir tabağa koyar.
Misafirine ikramda bulunmak üzere tabakları getirdiğinde güzel üzümlerin olduğu tabağı Alman olanın önüne, daha kötü olanı ise kendileri yemek üzere önlerine koyarlar.
Alman bu duruma şaşırarak şöyle der: “Neden güzelleri bana diğerlerini kendinize aldınız?”
Bir Müslüman bunun üzerine “Kendi nefsi için arzu ettiği bir şeyi, din kardeşi için de arzu etmeyen kimse gerçek mü’min olamaz.” hadisini hatırlatarak, ona ikramda bulunduğunu söyler. Alman bunun üzerine böyle ince anlayışlı bir dini araştırmaya başlar ve müslüman olur.
DİPNOTLAR
[1] Buhârî, “İman”, 7.
[2] İbn Kesir, Tefsir, İnsan 8.ayet tefsiri.

Lütfen bekleyiniz...