Namaz, Rabbimizin üzerimize belirli vakitler üzere farz kıldığı bir ameldir. Rabbimiz şöyle buyurmuştur: “… Namaz, mü’minler üzerinde vakitleri belirlenmiş bir farzdır.”[1]
İmam Mâverdi rahimehullah demiştir ki: “Namazın vakitlere bağlanması bir vaktin ardından diğer bir vaktin gelmesi, kulluk duygusunu yaşatmaya ve kuldaki huzuru devam ettirmeye vesile olduğu içindir.[2]
Allah’ın kalplerimiz üzerindeki hakkı, sahibinin çağrısına cevap vermekle olur. Kalp sahibinin çağrısına sağırlaşır ve cevap vermede tembel davranırsa, kalpte oluşacak boşluğu ne doldurabilir ki? Sahabine bağlandığında, onun huzuruna durduğunda vuslata erecek, huzur bulacak kalbi, hemen asıl sahibiyle buluşturmak gerekmez mi?
Namaz, ezan ile kullara yapılan ilâhi çağrıya verilen cevaptır. Kul, kulluk vazifesini hatırlayarak bu emri yerine getirmekte acele davranmalıdır. Beklemeye gelmeyen en temel vazife, kulluk vazifesidir.
“Sonra kılarım” denilen her bekleyiş, sonu gelmez Şeytan ve nefis vesveselerine kapı aralayacaktır. Vaktinde kılınan her namaz, bu vesveseleri önleyen bir kalkan gibidir.
Namaz, kul ile Rabbi arasında muhabbet bağıdır. Seven, sevdiğinin çağrısını işittiğinde yerinde kalarak hiç ağır davranır mı?
İnsan sevdiği birinden bir davet aldığında heyecanlanır. Onunla bir ân önce buluşmak ister. Bu çağrı seni yaratan ve rızıklandıran, her şeyin sahibi olan Allah olduğunda davete daha çabuk icabet etmen gerekmez mi?
İbadet, Allah’ın kulları üzerindeki bedeni haklarındandır. İbadete olan sevgi, ibadeti yerine getirmede acele davranmakla gösterilir. Namaz ibadeti için sevgi de vakti girdiğinde hemen yerine getirmekle hatta vakti girmeden önce vaktin girmesini özlemle beklemekle belli olur.
Şimdi şu nebevî müjdeye kulak ver:
Abdullah İbn Mesûd radıyallahu anh şöyle dedi:
Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem’e:
– Allah’ın en çok beğendiği amel hangisidir, diye sordum.
– “Vaktinde kılınan namazdır.” diye cevap verdi…”[3]
DİPNOTLAR
[1] Nisâ, 103.
[2] Zihni, Ni‘met-i İslâm, 126.
[3] Buhârî, “Mevâkît”, 5, “Cihâd”, 1, “Edeb”, 1, “Tevhid”, 48; Müslim, “İmân”, 137-139.

Lütfen bekleyiniz...